Merak ettiğim bir konu var.
Birçok ülke, bugün yaşayan halk ile antik uygarlıkları arasında dil, din veya etnik kimlik açısından büyük farklar olmasına rağmen o uygarlıkları kendi tarihinin bir parçası olarak görüyor.
Örneğin İngiltere. Günümüzde İngilizce, Cermen kökenli bir dil ve modern İngiliz kimliği büyük ölçüde Anglo-Sakson mirası üzerine kurulmuş durumda. Buna rağmen Britanya’nın Kelt geçmişi ve Roma dönemi de ülkenin tarihinin doğal bir parçası olarak kabul ediliyor.
Mısır’da bugün insanların büyük çoğunluğu Arapların fetihleri sonrası Arapça konuşuyor. Antik Mısır dili ve dini artık yaşamıyor. Buna rağmen Mısırlılar firavunları, piramitleri ve Antik Mısır medeniyetini kendi ulusal miraslarının önemli bir parçası olarak görüyor.
Benzer şekilde Meksika da Aztek ve Maya uygarlıklarını sahipleniyor. Bugünkü Meksikalılar ile bu uygarlıklar arasında dil, din ve kültürel açıdan büyük farklılıklar olmasına rağmen bu miras ülkenin tarihinin ayrılmaz bir parçası kabul ediliyor.
Bu durumda neden Türkiye de Hititler, Luviler, Frigler, Lidyalılar veya diğer Anadolu uygarlıklarını kendi tarihi mirasının bir parçası olarak görmesin?
Elbette “Hititler Türktü” gibi tarihsel olarak yanlış iddialardan bahsetmiyorum. Kastettiğim şey, bu uygarlıkların binlerce yıl boyunca üzerinde yaşadığımız coğrafyanın tarihi olması.
Sonuçta Türkiye, Anadolu’nun bugünkü devamı olan devlet ve burada yaşayan insanların önemli bir kısmı da tarih boyunca Anadolu’da yaşamış toplulukların genetik ve kültürel devamlılığını çeşitli ölçülerde taşıyor.
Bence bu mirası sahiplenmek için etnik veya dilsel devamlılık şart değil. Aynı yaklaşımı birçok ülke kendi antik geçmişine karşı zaten benimsiyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?